Öykü Arşivi

Dergilerde ve seçkilerde yayımlanmış öyküler ile arşivden metinler. Başlığa tıklayarak tam metni okuyabilirsiniz.

Aynalı Sandık

İstanbul’dan içim buruk çıkmıştım yola. Yılların birikmiş yükü “Hadi, dayan biraz daha,” diye zorla ittiriyordu arkamdan.

Bir Dert De Sen Katma Bülbül

El, ayak iyice çekilmişti. Tepede tabak gibi dolunay. Elimde küçük tahta valiz. Bu geceyi bizim tarlanın yamacı, üç harmanlardaki incirlerin altında geçirmeye karar verdim.

Bir Yanım

Sabahın erken saati. Hava daha tam aydınlanmadı bile. Yine aynı yerdeyim. Çok uzakta köpekler havlıyor duyuyorum. Selvi ağaçlarının tepesinden kuşlar çığlıklarını bırakarak bir…

Biz Yeryüzüne Emanet Edilen Damlalar Değil Miydik?

Gözlerimi açamıyorum. Uzaktan, derinden gelen müzik seslerini duyuyorum. Bu sesler sanki binlerce yıl öteden geliyor. Birileri var.

Bu Sonu Ben Seçmedim

Bacak kadar boyuyla beni baştan aşağı süzerken herkesin içinde “Sen neden böylesin amca,” dedi abimin tekne kazıntısı altı yaşındaki oğlu.

Buğday Tanesi

Olacaklardan bihaber rüzgâr okşuyordu saçlarımı bir uçtan diğer uca. Bırakıyorum kendimi yaslanıyorum rüzgâra. Diğer olgunlaşan altın sarısı başaklarda aynı benim gibi her şeyden…

Çocukların Günahı Olmaz

Uzun bir otobüs yolculuğu sonrası bilmediğim bir şehrin otogarındayım. Sürekli kafamda dönen aynı düşünceler. Oysa daha dün gibi Hacettepe Üniversitesinden mezun oluşum.

Gelin

“Ekmeğimi el yiyeceğine benim kendi insanım yesin! Böylece bu sefil hayattan da kurtulmuş olur.” İkindi vaktiydi bu sözleri söylediğinde.

Her Günah Sahibinden İntikam Alacağı Günü Bekler

Ben varlığımı kendi avuçlarımın içine dolar öyle gezerim. Sabaha değen her bir gece benim hayallerimin, çılgınca fikirlerimin bekçisiydi.

Her Zaman Gül

“Ben bu seneki kışı sevmedim,” dedi arkasındaki genç kadının onu izlediğini fark ederek. Ara ara yağan karla göl kenarındaki derme çatma ahşap iskelenin üzerinde tek başına…

Hridayeşim

Aralığın on beşi oldu bugün. Sıkıldım salondaki misafirlerden. Seni daha fazla bekletmemek için kaçtım odamıza. Dışarıda sanki yazdan kalma bahar havası.

Kabulüm

Kendi kendime soruyorum. Ben sizi seviyor muyum? Şimdi bu da nerden çıktı demeyin. Farz-ı misal oyun deyin. Baştan söylüyorum; Yüz asmaca, kaş çatmaca; aaa mızıkçılık yok!…

Kahve Lekesi

“Handan! Kahve hazır değil mi daha? Geç kalacağım bak,” diye söylenerek geldi annem mutfağa. Telaşlı. Her cumartesi sabahı olduğu gibi kahvesini hızlıca içip, torununu almak için…

Kemiklerimden Düğme Yapmak İstiyorlar

Bağıra bağıra şarkımı söylerken birden kilitli demir kapının sürgüsü açıldı. “Kes lan sesini!” diye bağırdı hıyar ağası. Tadım kaçtı.

Kırık Yansımada Sırlı Anılar

“Dur,” dedi, “Dur! Her halükârda geçerim seni.”

Kırmızı Ayakkabılı Kız

Gün batmaya yakın gelirim fenere. Dayarım sırtımı, saatlerce bakarım denize. Alışkanlık oldu. Hani kötü bir rüya görürsün “Git suya anlat,” derler ya onun gibi.

Kıtmir

Birazdan şafak söker; zuhur eder toprağa. Tan yeri kızıllığını titretir, güneş sabırsızlanır tepelerin ardında. Sarı sıcak ışık, iğne iğne yüzünü gösterdikçe tabiat anaya, ılık…

Mayıs

“Kurulu düzenimi bozmak istemiyorum anlıyor musun?” diyordu Cebir, babasına. “Kurulu düzenimi bozmak is-te-mi-yo-rum.” Oysa ihtiyar adam, bu sözleri duyana kadar çerçevesinin mavi…

Mektup

Heerli günler, anasının gülü. Mektubuma sihhat, âfiyet dileyip başlorum. Kele gızım… nedon, nişlon? Son mektubumu postaya vereli neçe zeman olor.

Örgütlemişler Bahar

Ali İsmail, Hakan ve Zeynep Hatay’ın Dörtyol ilçesinde yaşayan üç küçük fidandır. Ali İsmail, Alevi bir ailenin çocuğudur.

Yalan Gerçeğin Ta Kendisidir

Yerini maviye bırakmaya hazır sema… Boğazda uykulu deniz… Beyaz yalıların başında uçuşan martıların çığlıklarıyla yapış yapış sıcak bir ağustos günü daha… Cam kenarındayım.

Yavru Kuşlar

Sabah erkenden çıkarım yürüyüşe. Sahili dolanır sonra işe güce veririm kendimi. Lodos giderek sertleşmekte. İleride bir köpek havlayarak koşturuyor kumların üzerinde.